• info@esen.av.tr

    E-Posta Adresi

  • +90 216 606 37 34

    Telefon

Tasarrufun İptali Davası

Tasarrufun İptali Davası

Tasarrufun iptali davası; alacaklının, icra takibi suretiyle alacağını borçludan tahsil edemediği durumlarda, borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarına dair son 5 yıl içinde mal kaçırmak amacıyla gerçekleştirdiği tasarrufların iptal edilmesi maksadıyla borçlu ve söz konusu malı devralan üçüncü kişiye karşı açılan davadır. Tasarrufun iptali davası İcra İflas Kanunu md.277 ve devamında düzenleme alanı bulmuştur. İİK md.277:

İptal davasından maksat 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı aşağıdaki şahıslar açabilirler:

  1. Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı,
  2. İflas idaresi yahut 245 inci maddede ve 255 inci maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hallerde alacaklıların kendileri.

Tasarrufun İptali Davası Nedir?

Borçluların, mallarına haciz gelmemesi yahut iflas ile malların paylaştırılmasını engellemek adına mal kaçırmak suretiyle devir işlemlerine müracaat uygulamada sıkça karşılaşılan durumlardandır. Bu duruma, somut bir örnek vererek daha net ifade etmek gerekirse: borçlu, üzerine kayıtlı bulunan taşınmazını eşine devredebilir. Esasında bu devir işlemi geçerlidir. Fakat borçlu, üzerine kayıtlı diğer malları ile mevcut borcunu ifa edemez ise alacaklı, tasarrufun iptali davası açmak suretiyle ifade edilen devir işlemlerinin iptalini talep edebilir. Dolayısıyla borçlu, diğer malları ile borcunu eda edebiliyorsa bu takdirde borçlunun tasarruflarının iptali söz konusu değildir.

Tasarrufun İptali Davası Şartları Nelerdir?

Alacaklı, tasarrufun iptali davası açmak suretiyle borçlunun tasarruflarının iptal edilmesini talep edebilmesi için; İİK md.277,278,279 ve 280’de ifade edilen şartların tezahür etmiş olması gereklidir. Bu şartlar, şu şekilde ifade edilebilir:

  • Tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için borçlunun, icra takibine karşın borcunu ifa edememiş olması gerekir.
  • Tasarrufun iptali talebi için iptale konu edilecek işlemle devredilen malın, alıcıya rıza ile geçmesi gerekir. Bir diğer ifade ile satış, bağış ve sair bir tasarruf olmalıdır. Dolayısıyla cebri icra yahut mahkeme kararı ile borçludan çıkan malların tasarrufun iptaline konu edilmesi mümkün değildir.
  • Dava şartı olarak ifade edilmesi gereken bir diğer husus ise; iptali talep edilen tasarrufun, borç meydana geldikten sonra gerçekleştirilmiş olması şarttır. Zira, borç doğmadan önce yapılmış devirlerin, tasarrufun iptali davası ile iptal edilmesi ve dolayısıyla haczedilmesi söz konusu değildir.

İvazsız Tasarrufların İptali

İvazsız tasarrufların iptali İİK md.278’de düzenlenmiştir. Borçlunun, hacze konu edilebilecek malı mevcut olmaması nedeniyle, iflasın açılmasında yahut acze düşülmesinden önceki 2 yıllık süreçte gerçekleştirilen karşılıksız kazandırmaların iptali talep edilebilir. Fakat bu noktada bir istisna bulunur. Şöyle ki; karşılıksız kazandırmanın alışılmış bir hediye olması halinde iptali mümkün değildir. İfade edildiği üzere herhangi bir bedel alınmaksızın gerçekleştirilen devirlerden bahsedilmektedir. Fakat, md.278 hükmü gereğince kimi hallerde gerçekleştirilen devirlerin, bedeli alınmış olsa dahi bağışlama statüsünde kabul edilmesi ve iptalinin talep edilmesi mümkündür. Bu haller şu şekilde sıralanabilir:

  • Belirli kişilere karşı yapılan devirler; bedeli alınsın yahut alınmasın bağışlama statüsünde kabul edilir ve iptale konu edilebilir. Bu kişiler; eş, altsoy, üstsoy, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları, evlat edinen ve evlatlık.
  • Devir işlemi ile, devredilen mala karşılık verilen bedelin, olağan koşullardaki bedele göre çok az miktarda olması yahut çok altında bir tutar olarak gösterilmesi, iptal talebine zemin hazırlar.
  • Borçlu veya bir üçüncü kişi yararına, yaşam boyu devam etmek kaydıyla irat ya da intifa hakkı tesis edilmesi de iptale konu edilebilir. Bununla birlikte, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile malın devredilmesi de tasarrufun iptali için yeterli bir gerekçedir.

Tasarrufun iptali davası açmak için gereken haller yalnızca yukarıda ifade edilen hallerle sınırlı değildir. Zira söz konusu hallerin her biri birer karine olup somut olayın özelliklerine göre farklı haller nedeniyle tasarrufun iptali talebi mümkündür. İzah edildiği üzere geçmişe yönelik iki yıl süre ile gerçekleştirilen karşılıksız kazandırmaların iptal davasına konu edilebilmesi mümkündür.

Bağışın muhatabı, işlemin mal kaçırma amacıyla yapılan bir işlem olduğundan bihaber ve farkında değilse bu takdirde malın elinde bulunan kısmını dava tarihinde vermek durumundadır. Malın geriye kalan kısmı için sorumlu tutulamaz. Bu işlemde kişi, işlemin mal kaçırma amacıyla gerçekleştirildiğinin farkında olmadığını ispat etmekle mükelleftir.

Aciz Halinde Yapılan Tasarrufların İptali

İcra ve İflas Kanunu’nun 279. Maddesi ile dört durum düzenlenmiştir. Bu durumlar aslında borçlunun aciz olma halini yani borca batık durumunu izah eder. Kanun maddesinde düzenlenen dört durumun mevcudiyeti halinde; haciz, haciz tutanağının tutulması ya da iflasın açılması öncesi bir senelik süreçte aciz durumda gerçekleştirilen devir işlemlerinin iptal talebi mümkündür. Söz konusu haller ise şu şekildedir:

  • Borçlunun, halihazırdaki bir borcuna mukabil teminat olarak verilen rehinlerin iptale konu edilmesi mümkündür. Fakat borca karşılık olarak geçmişte verilen bir teminat gösterme taahhüdü mevcut ise bu takdirde rehinin iptali mümkün değildir.
  • Borçlu, borcuna mukabil eda ettiği ödemenin normal değerlerin dışında bir bedel olması halinde de tasarrufun iptali mümkündür.
  • Borçlu, ödeme zamanı gelmemiş borcunu eda ederse de işlemin iptale konu edilmesi mümkündür.
  • İptale konu teşkil eden son husus ise; kişisel hakların etkisinin artırılması maksadıyla tapuya yapılan şerhlerdir.

Borçlunun Zarar Sebebiyle Tasarrufun İptali

Kişi, mevcut malvarlığı ile toplam borçlarını eda edemediği durumda, alacaklılarını zarara uğratmak maksadını ile tasarrufta bulunduğu takdirde bu tür tasarrufların iptali mümkündür. Bu durumda işlemin iptale tabi olabilmesi için; devir işleminin muhtabı olan üçüncü kişinin, borçlunun alacaklılarını zarara uğratma amacıyla hareket ettiğini bilmesi ya da bilecek durumda olması gerekir.

İcra ve iflas Kanunu md.278 ile bazı kişilerin iyi niyetli olmadığını varsaymış olup bu kişiler şunlardır:

  • Kişinin eşi, alt ve üst soyu, kan ve kayın hısımlarından üçüncü dereceye kadar olanlar, evlatlığı ve evlat edinenidir. Söz konusu kişiler, borçlunun zarar verme kastı ile hareket ettiğinden haberdar kabul edilir. Bu itibarla bu kişiler, zarar kastından haberdar olmadığını ispat etmekle yükümlüdür.
  • Borçlu bulunan kişiye ait ticari işletmenin tamamını veya bir kısmını ya da işletmenin ihtiva ettiği ticari emtianın tamamını veya bir kısmını devralan kişi, bu devir işleminde borçlunun zarar kastı ile hareket ettiğini biliyor varsayılır. Bu itibarla devralan kişi, söz konusu durumdan haberdar olmadığını ispat etmekle yükümlüdür.

Tasarrufun İptali Davasının Tarafları

Tasarrufun iptali davası tarafları İcra İflas Kanunu md.277’de düzenlenmiş olup dava; elinde geçici veya kesin aciz vesikası mevcut olan alacaklılar tarafından ve iflas idaresi tarafından açılabilir. Bunun yanı sıra aynı kanunun 245 ve 255/3 maddelerinde düzenlenen iflasa dair hallerde alacaklıların da dava açma hakkı bulunur.

Söz konusu davanın davalısı ise İİK md.282 düzenlemesi gereği evvela borçlu ve borlu ile hukuki ilişki kuran – kaçırılan malı devralan kişiye karşı açılabilir. Bu kişilerin yanı sıra borçlunun ödemede bulunduğu kimseler ve bu kimselerin mirasçılarına karşı da tasarrufun iptali davası açılabilir.

Kişi, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla malını bir başkasına devreder ve malı devrettiği kişi de bir başkasına devrederse bu takdirde malı en son devralan kişi dördüncü kişi olarak adlandırılır. Dördüncü kişi eğer kötü niyetli ise, mal kaçırma işleminden haberdar ise tasarrufun iptali davasında borçlu, devralan üçüncü ve dördüncü kişi olmak üzere üç taraf da davalı olur. Dördüncü kişinin mal kaçırma kastından haberdar olmaması halinde davanın davalısı olması mümkün değildir. Bu itibarla malın kendisinden alınması da söz konusu olamaz. Bu takdirde sorumlu tutulacak kişi kötü niyetli üçüncü kişidir.

Tasarrufun İptali Dava Açma Süresi

Tasarufun iptali davası açılabilmesi için mevcut üç hal ifade edilmiştir. İfade edilen hallerden her biri için farklı süreler öngörülmüş olup bu süreler şu şekilde sıralanabilir:

  • İcra İflas Kanunu md.278 düzenlemesinde izah edilen karşılıksız devirler için 2 yıllık iptal davası açma süresi bulunur.
  • İcra İflas Kanunu md.279 düzenlemesinde izah edilen aciz haldeki tasarruflar için 1 yıllık dava açma süresi bulunur.
  • İcra İflas Kanunu md.280 düzenlenesinde izah edilen zarar kastı halinde 5 yıllık dava açma süresi bulunur.

Tasarrufun İptali Davası Ne Kadar Sürer?

Tasarrufun iptali davası süresi noktasında net bir zaman ifade etmek isabetli değildir. Zira her bir somut olaya ait koşulların farklı olması nedeniyle dava süresi de farklı olacaktır. Basit yargılama usulüne tabi olan bu davada dava dilekçesinin hukuken muntazam bir biçimde hazırlanması, davanın uzman bir avukat nezaretinde yürütülmesi, sürecin hızlanmasına etki edecek unsurların etkin ve pratik bir biçimde hazırlanması ve mahkemeye ibraz edilmesi gibi hususlar sürece etki edecektir.

Tasarrufun İptali Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tasarrufun iptali davasına ilişkin hukuki süreci düzenleyen İcra İflas Kanunu, davanın hangi mahkemede açılacağı hususunu da düzenlemiştir. Tasarrufun iptali davasına bakmakla görevli kılınmış mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkemeye ilişkin İcra İflas Kanunu’nda hüküm mevcut değildir. Bu itibarla HMK üzere ifade edilen genel hükümlere bakılarak yetki tespiti yapılır. Buna göre tasarrufun iptali davasının hasımlarından birinin yerleşim yeri mahkemesi, yetkili mahkemedir.

Tasarrufun İptali Davasında Hukuki Destek

Tasarrufun iptali davasını konu alan makaleden de anlaşılacağı üzere bu dava, ihtiva ettiği hukuki prosedür itibariyle son derece kapsamlı ve karmaşık bir yapıyı haizdir. Taraflar için son derece önemli hakları konu edinen davada hatalı veya ihmali işlemlerden kaçınmak, ispat şartlarını karşılamak ve yasal sürelere dikkat ederek ilerlemek için hukuki destek almak yararlı olacaktır.

Yorum Yap

Your email address will not be published.