Orman Tazminatı Davası

ORMAN TAZMİNATI DAVASI

Orman tazminatı davası, Türk Medeni Kanunu’muzun 1007. Maddesinde, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Tapu sicilinin tutulmasının devlet tekelinde olması nedeniyle, kayıtların hatalı ve gerçeğe aykırı düzenlenmesi halinde asli sorumlunun devlet olduğu kabul edilmiştir. Tapu kayıtlarının hatalı tutulması durumunda meydana gelen zararları karşılamak devletin yükümlülüğündedir.

Ormanların kamuya ait olması nedeniyle kural olarak bunlar üzerinde mülkiyet hakkı kurulamayacağı kabul edilmiştir. Gerçek kişilerin tapu siciline güven ilkesi gereği  tapuya güven duyarak devraldığı özel mülkiyete tabi taşınmazın, orman vasfından haberdar olmamaları ve devamında bu nedenle devlet tarafından tapu iptalinin gerçekleştirilmesi nedeniyle günümüzde birçok hukuki uyuşmazlık ortaya çıkmaktadır. Arazi kadastrosu ve orman kadastrosu çalışmalarının birbirine uygun olarak yapılmaması nedeniyle aslında hiç özel mülkiyete konu edilmemesi gereken ormanların tapu sicilinin hatalı ve yolsuz olarak tutulması nedeniyle kişiler adına tescil edilmesi, mülkiyet hakkı ihlallerine ve maddi zararların doğmasına sebebiyet vermiştir. Mülkiyet hakkı, temel hak ve özgürlüklerden olup Anayasamızın 35. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 no ’lu protokolün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1. maddesi de “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve kanunda öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” düzenlemesini içermektedir. Mülkiyet hakkının temel haklardan olması nedeniyle sadece kamu yararının varlığı halinde kanunla sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Ülkemizde arazi ve orman kadastro çalışmalarına paralel olarak tutulan tapu sicillerinde yapılan hatalar doğrudan kişilerin mülkiyet hakkını ihlal edebilmekte ve bu nedenle devletin meydana gelen zararları karşılamak yönünden bir sorumluluğu doğmaktadır. Son yıllarda değişen içtihatlara göre, tapu sicilinin devlet tarafından tutulan resmi siciller olması sebebiyle bu kayıtlara güvenerek hukuki işlem tahsis eden kişilerin bu güvenleri korunması gerekmektedir. Tapu siciline güvenerek taşınmaz edinen kişilerin, taşınmazın orman vasfında olduğunun ortaya çıkması ve kamu yararı nedeniyle tapu iptalinin gerçekleşmesi durumunda taşınmaza devlet tarafından bedeli ödenmeksizin el konulması halinde mülkiyet hakkının ihlal edileceği ortadır. Bu durumda mülkiyet hakkı ihlal edilen kişiler, uğradığı maddi zarar doğrultusunda tazminat talebinde bulunabilirler.

DAVANIN TARAFLARI

1-DAVACI

Tapuya kayıtlı olan taşınmazın orman sınırları içinde kalması sebebiyle tapunun hükümsüz kalması durumunda mülkiyet hakkı ihlal edilen ve zarara uğrayan kişilerdir. Tapu kayıtlarının hatalı ve yolsuz olarak tutulması nedeniyle malvarlığında azalma gerçekleşen ve mülkiyet hakkı ihlal edilen herkes bu davayı açabilir. Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazın söz konusu olduğu hallerde, zarar uğrayan her bir paydaş diğer paydaşlara tabi olmaksızın kendi payı için dava açarak zararını tazmin edebilecektir. Şayet söz konusu bir elbirliği mülkiyetine tabi bir taşınmaz ise ortakların hepsinin bir araya gelerek dava açmaları veya açılan davaya katılmaları gerekmektedir.

2-DAVALI

TMK’nın 1007. Maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından devlet sorumludur. Bu nedenle devlet, tapu sicili nedeniyle meydana gelen zararları karşılamak durumundadır. Doktrindeki yaygın görüşe göre devletin bu tür durumlarda kusursuz sorumluluğu bulunduğu yönündedir. Dolayısıyla devletin, tapu sicilini tutan Tapu müdürü ya da Tapu memurlarının zararın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu ispat etmesi halinde dahi hukuka aykırı fiil nedeniyle sorumluluğu devam etmekte ve oluşan zararı karşılaması gerekmektedir. Devletin sorumluluğu söz konusu olduğunda kusurun varlığı aranmamakta, sadece iç ilişkide( devlet-memur) konusunda önem taşımaktadır. Sonuç olarak taşınmazın orman vasfında olması nedeniyle mahkeme kararıyla tapu iptalinin gerçekleştirildiği durumlarda zarara uğrayan kişiler tarafından açılacak olan davada husumet, Hazine’ye karşı yöneltilmelidir.

YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME

Tapu sicilin tutulmasının ve bu nedenle gerçekleşen zararların tazmininin devlete ait olması nedeniyle davanın ilk bakışta idari yargının alanına girdiği düşünülse de tapu sicilinin özel hukuk çerçevesinde etki ve sonuç doğurması ve Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmesi göz önüne alındığında, bu tür davaların adli yargının alanına girdiği konusunda fikir birliği mevcuttur. Tapu sicilinin hatalı olarak tutulmasından doğan tazminat davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri’dir.

TMK madde 1007/3’ te “Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.” denmiştir. Sonuç olarak bu davanın, uyuşmazlığa konu taşınmazın tapuya kayıtlı olduğu Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılması gerekmektedir.

ZAMANAŞIMI

Tapu kayıtları nedeniyle zarar görenler, Türk Medeni Kanunu’nun 1007.maddesinde ve diğer tüm kanunlarda bir zamanaşımı süresi öngörülmediği için, maddi zararlarının tazmin edilmesi maksadıyla, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 146. maddesindeki, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” düzenlemesi uyarınca tapu iptaline ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresinde, Hazine aleyhine adli yargıda dava açmalıdırlar.

ZARARIN BELİRLENMESİ

Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.03.2003 gün ve 2003/19- 152 E., 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14 – 386 E., 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E., 2010/668 K. sayılı kararı). Tapu kayıtların hatalı şekilde tutulmasından dolayı meydana gelen maddi zararın karşılanması amacıyla açılan davada tazminat miktarının belirlenmesinde ilk olarak, tapuda kayıtlı taşınmazın niteliğinin ve değerinin belirlenmesi gerekmektedir. Taşınmazın arsa ya da arazi olup olmadığı taşınmazın niteliği ve değeri bakımından farklılıklara yol açacaktır

BAĞLANTILAR

https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.4721.pdf

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2709&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5

Yorum Yap

Your email address will not be published.