• info@esen.av.tr

    E-Posta Adresi

  • +90 216 606 37 34

    Telefon

Tanıma Tenfiz Davası | 2022

Tanıma Tenfiz Davası

Tanıma tenfiz davası, Türkiye dışındaki ülkelerin mahkemelerinde verilen kararların, Türkiye’de geçerlilik ve işlerlik kazanabilmesi gereken davadır. Tanıma tenfiz davası, ciddi bir uygulama alanına ve hukuki zemine sahiptir. Bu itibarla, tanıma tenfiz davasına ilişkin sürecin, hatalı veya ihmali işlemlerden ötürü menfi yönde sonuçlanmaması ve arzu edilen müspet sonuca kısa sürede ulaşılabilmesi adına, alanında deneyim sahibi yabancılar avukatı ile birlikte hareket edilmesi ve avukatın hukuki müktesebatından istifade edilmesi en doğru yaklaşım olacaktır.

Tanıma Tenfiz Davası Nedir?

Tanıma tenfiz davası, bir yabancı ülke mahkemesinde görülen ve sonuçlanan hukuk davaları kararlarının Türkiye’de geçerlilik kazanılması ve icra edilebilmesi gayesiyle Türkiye’de açılan davalara verilen isimdir. En kısa ifade ile, yabancı ülke mahkemelerinde alınan kararların Türkiye’de geçerliliğini sağlamak için tanıma tenfiz davası açılmalıdır.

Tanıma tenfiz davasına dair temel hususlar, 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Kanunu Hakkında Kanun ile düzenleme alanı bulmuştur. Uygulamada sıklıkla görülen ve hukuki açıdan mühim ihtiyaçlara yanıt veren tanıma ve tenfiz davası, usul ve esası yönünden son derece önemli ayrıntıları haiz bir dava olduğu için sürecin sağlıklı bir biçimde yürütülebilmesi adına yabancılar avukatından hukuki yardım alınması isabetli olacaktır.

Tanıma Tenfiz Davası Neden Açılır?

Tanıma ve tenfiz davası açmak, kişilerin bir başka ülke mahkemesinde alınan kararların Türkiye’de tanınabilmesi ve icra edilebilmesi noktasında oldukça önemli ihtiyaçlara yanıt verir. Zira, Türkiye harici bir ülke mahkemesinin verdiği kararlar, yalın hali ile Türkiye’de geçerlilik ve icra edilebilirlik özelliğinden yoksundur. Bu özellikleri haiz olabilmesi için tanıma tenfiz davasına gerek duyulur.

Söz gelimi; Almanya mahkemelerinde boşanan ve bu boşanma kararını tanıma tenfiz yolu ile tescil ettirmeyen kişiler, Türkiye’de evli olarak kabul edilir. Bu durumun doğal sonucu da evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin devamına zemin hazırlar. Örneğin, eşi kendisinin mirasçısı olur. Müşterek çocukların velayetinde dair ihtilaflar yaşanır ve birtakım haklardan mahrum kalınabilir. Bu ve benzer pek çok ilamın, beraberinde çeşitli sorunları ve hak kayıplarını getirmemesi için Türkiye’de tanınması gerekir. Yabancı mahkeme ilamlarının Türkiye’de tanınabilmesi içinse, tanıma tenfiz davası açılması gerekir.

Tanıma Tenfiz Davası Şartları

Tanıma tenfiz davası şartları karşılandığı takdirde bu dava açılarak Türkiye’de tanınması ve icra edilebilirlik kazanması istenen yabancı mahkeme ilamları geçerlilik kazanır. Tanıma tenfiz davası şartları; ön koşullar ve esasa dair tali koşullar olmak üzere iki başlıkta incelenir. Tanıma tenfiz davasında ön koşullar şu şekildedir:

  • Yabancı mahkeme kararı,
  • Kararın hukuk davasına ilişkin karar olması,
  • Kararın kesinleşmesidir.

Esasa dair tali şartlar ise şu şekilde sıralanır:

  • Mütekabiliyet,
  • Münhasır yetki dahilinde olma,
  • Kamu düzenine aykırı olmama,
  • Müdafaa hakkını ihlal etmemiş olma.

Tanıma tenfiz davası ile, davaya konu edilen yabancı mahkeme kararının doğru olup olmadığı, Türk Mahkemeleri tarafından incelenmez. Bu durum, revizyon yasağı olarak adlandırılır. Türk Mahkemeleri sadece yukarıda ifade edilen şartların mevcudiyetini inceler ve şartların sağlanması halinde, somut olayın koşullarını ve özelliklerini de göz önünde bulundurarak tanıma veya tenfiz kararına hükmeder.

İşbu davanın açılabilmesi için ön koşul, yabancı mahkeme ilamının mevcut olmasıdır. Yabancı ülkelerin idari makamları tarafından alınan kararların Türkiye’de tanıma ve tenfize konu edilebilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, yabancı ülke mahkemesi tarafından verilen bir karar olmalıdır. Bunun yanı sıra, kararı veren merciinin mutlaka mahkeme olması şart olmayıp, hukuki niteliği açısından mahkeme olma özelliğini haizse yine tanıma ve tenfize konu edilebilir.

Tanıma tenfiz davalarına konu edilecek mahkeme ilamlarının ancak hukuk davalarına dair olduğunu ifade ettik. Buradan hareketle, yabancı ülke ceza mahkemeleri eliyle verilen ceza kararları ve cezaya dair ya hükümlerin tanıma tenfize konu edilemeyeceği açıktır. Aslında burada, ilgili kararın alındığı merci sıfatı belirleyici değildir. Kararın, özel hukuka ilişkin karar olması kafidir.

İşbu davada ifade edilen ön koşullardan sonuncusu ise, tanıma tenfize konu edilecek yabancı ülke mercileri tarafından verilmiş özel hukuka ilişkin kararların kesinleşmiş olmasıdır. Bu bakımdan, istinaf yahut daha yüksek bir mercide görülmeye devam eden veya bu aşamalara konu edilmemiş fakat başvuru süreleri tamamlanmamış kararların tanıma tenfize konu edilmesi söz konusu değildir. Yabancı mahkeme kararlarının kesin karar olup olmadığı da kararı veren mahkemenin tabi olduğu hukuka göre tespit edilir.

Tanıma tenfiz davası şartları başlığı altında ön koşulları izah ettikten sonra esasa dair koşulları da kısaca izah etmek, konunun idrakine hizmeti açısından önemlidir. Esasa dair koşullar; mütekabiliyet, münhasır yetkiyi aşmama, kamu düzenine aykırı olmama, savunma hakkını ihlal etmemiş olma şeklinde dört tanedir. Mütekabiliyet, tanıma için şart değildir fakat diğer şartlar gerek tanıma gerekse tenfiz için aranan şartlardır.

Mütekabiliyet, karşılıklılık demektir. Kararı, tanıma tenfize konu edilecek ülkenin karşılıklı olarak Türk yargı kararlarını tanıyor olması gerekir. Karşılıklılık esası olmadığı takdirde yabancı mahkeme ilamının tenfizi mümkün değildir.

Yabancı mahkeme kararı, Türk yargısının münhasır yetkisi altında bulundan bir hususta verilmiş ise, bu takdirde tanıma tenfiz davasının reddine karar verilir. Söz gelimi, taşınmazın aynına dair davalarda münhasır yetki söz konusudur. Bu bakımdan, taşınmazın aynına dair tanıma tenfiz davası açılabilmesi mümkün değildir. Yine, İcra ve İflas Kanunu’ndan doğan davalar da münhasır yetki kapsamındadır ve tanıma tenfize konu edilemez.

Tanınması ve tenfizi istenen kararın, Türkiye Cumhuriyeti kamu düzenine aykırı olmaması gerekir. Kamu düzenine aykırılıktan kasıt; yasaların temel adalet anlayışına ve anayasanın temel ilkelerine aykırılık hallerini ifade eder. Söz konusu aykırılık şartı değerlendirmeye tabi tutulurken, tanıma tenfize konu edilen yabancı mahkeme ilamının tanıma tenfizi neticesinde meydana gelebilecek muhtemel sonuçlara bakılır.

Nihai şart ise; yabancı mahkeme kararı verilirken tarafların müdafaa haklarının ihlal edilmemiş olması gerekir. Adil yargılanma hakkının bu şekilde ihlal edilmesi, kararın tanıma ve tenfiz davasına konu edilebilmesi mümkün olmayacaktır. İfade ettiğimiz tanıma tenfiz şartları, uygulamada çok ciddi hukuki tartışmalara neden olabileceği gibi herhangi bir önem arz etmeye de bilir. Çünkü çoğu ülke mahkemesi kararlarının tanıma tenfiz davasına konu edilebilmesi için gereken şartları taşıdığı açıktır ancak bazılarında hukuki doktrin tartışmaları ile koşulların sağlandığına dair tespit gerekebilir. Dolayısıyla sürecin yabancılar avukatı ile birlikte yürütülmesi son derece önemlidir.

Tanıma Tenfiz Davasında Zamanaşımı Süresi

Tanıma tenfiz davalarına konu edilen özel hukuk kararlarının çok çeşitli ve birbirinden farklı koşulları haiz olması nedeniyle her bir somut olay için farklı zamanaşımı süreleri mevcuttur. Zamanaşımı noktasında incelenmesi gereken 4 farklı durum söz konusudur:

  1. Esas incelemesine geçilen tanıma tenfiz davasında esasa uygulanacak zamanaşımı süresi,
  2. Tanıma tenfiz davası açılabilmesi için gereken süre,
  3. Tenfiz edilmesi talep edilen kararın icraya konulabilmesi için gerekli zamanaşımı süresi,
  4. Tanıma tenfizi yapılan kararlara dayanılarak açılacak davalarda başlangıç süresi.

İlk durumda geçerli zamanaşımı süresi, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 8.maddesi gereği, hukuki işlemin esasına uygulanacak hukuka göre belirlenir. İkinci duruma dair hüküm teşkil eden düzenleme mevcut değildir. Bu nedenle, yabancı mahkeme kararının tanıma tenfizi için dava açma süresi de mevcut değildir. Üçüncü durumda, kararın icrası için yasada aksi yönde hüküm düzenlenmemişse 10 yıldır. Son durumda ise zamanaşımı süresinin başlangıcı genellikle tanıma tenfiz kararı ile birlikte başlar.

Boşanmanın Tanınması ve Tenfizi

Tanıma tenfiz davalarının kahir ekseriyeti boşanma için açılır. Bir başka ülkede boşanan tarafların her ikisi ya da sadece birisi, boşanmanın Türkiye’de tanınması yahut tenfizine gereksinim duyar. Taraflar sadece boşanma durumunun tescillenmesini istiyorsa bunun için tanıma prosedürü işletilir. Boşanmanın tanınması ise dava açmak suretiyle ya da nüfusa başvuru suretiyle iki farklı şekilde ilerler.

Yabancı mahkeme kararının nafaka, velayet, tazminat gibi hükümler içeriyor, yani boşanmanın fer’isi niteliğindeki konuları ihtiva ediyorsa ve bu konuların Türkiye’de geçerliliği talep ediliyorsa, bu durumda boşanmanın tenfizi adına dava açılmalıdır.

Tanıma Tenfiz Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Tanıma tenfiz davalarına bakmakla görevli mahkeme asliye mahkemeleridir. Açılacak davanın niteliğine göre asliye ticaret mahkemesi ve asliye hukuk mahkemesi gibi asliye mahkemeleri görevli kılınmıştır. Söz gelimi kişi, yabancı ülke mahkemesi kararı ile boşanma durumunun Türkiye’de tanınması veya tenfizi için aile mahkemelerinde dava açacaktır. Davada yetkili mahkeme ise Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Kanunu Hakkında Kanun’un 51.maddesine göre belirlenir. İşbu madde gereğince;

  • Davalarının Türkiye’deki yerleşim yeri,
  • Davalının Türkiye’de yerleşim yeri yoksa Türkiye’de sakin olduğu yer,
  • Türkiye’de sakin olduğu yer de mevcut değilse İstanbul, Ankara ya da İzmir mahkemelerinden biri,

Yetkili mahkeme olacaktır.

Tanıma Tenfiz Davasının Tarafları

Tanıma tenfiz davası tarafları belirlenirken usul bakımında Türk hukuku hükümleri esas alınır. Yabancı ülke mahkemesinden alınan ilamını Türkiye’de tanıtmak ya da tenfiz ettirmek isteyen kişi davacıdır. Davalı sıfatını haiz kişi ise, yabancı mahkeme kararındaki diğer taraftır. Tanıma tenfiz davası açılabilmesi için, ileri sürülen mahkeme ilamının tanınması yahut tenfizinde hukuki yarar olması gerekir. Hukuki yarar olmayan hallerde, tanıma tenfiz talebi reddedilir.

Tanıma tenfiz davası için gereken belge ve evrak da bu davayı açmak isteyen kişilerce merak edilir. İşbu davada gerekli belgeler, her somut olayda farklıdır. Hangi belge ve evraka gereksinim duyulacağı, hangi belge ve evrakın yetkili mercilere ibraz edileceği gibi hususların önceden değerlendirilmesi, sürecin kesintisiz ve süratli bir biçimde seyredebilmesi için önemlidir. Dolayısıyla, yetkin bir yabancılar avukatı ile istişare edilmesinde yarar vardır. Tanıma tenfiz davalarının genelinde lazım olan belgeleri ifade etmek gerekirse;

  • Davacıya ait kimlik ve fotokopisi,
  • Dava, yabancılar avukatı ile açılacaksa avukata verilen vekaletname,
  • Yatırılan masrafları gösterir makbuz ve sair belge,
  • Yabancı mahkemenin kesinleşmiş kararının aslı, yabancı merciler tarafından onanmış bir örneği ve noter tasdikli tercümesi,
  • Yabancı mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin, yabancı ülke mercileri tarafından verilen karar ve kararın tercümesi.

Söz konusu belge ve evrakın onanma usulü ise apostil şerhi işlemi ile gerçekleştirilir. Zira bu şerh, yabancı ülkelerce verilen kararların Türkiye’de resmî belge statüsünde geçerli olabilmesi adına zaruridir.

Tanıma Tenfiz Davası Dilekçe Örneği

Tanıma tenfiz davası dilekçesi, yargılama sürecinin büyük çoğunluğunun bu dilekçe üzerinden yürümesi nedeniyle oldukça mühimdir. Dilekçe; tarafların isim ve soy isimlerini, varsa yasal temsilcilerini, adresini, ilgili ilamın hangi ülke ve mahkemece verildiği, ilam tarihi ve numarası ile birlikte hükmün özetini ihtiva etmelidir.

Tanıma tenfiz davası dilekçe örneği çeşitli dijital platformlarda paylaşılmaktadır. Ancak paylaşılan bu belgelerin her biri birer taslak ve örnek şablon özelliği taşır. Bu bakımdan önemle belirtmemiz gerekir ki bu tür taslak şablon kullanılması, kişinin somut durumunu, özelliklerini ve koşullarını yansıtamayacağı gerçeği nedeniyle hak kayıplarına ve telafisi güç zararlara zemin hazırlamaktadır.

Bu tür bir yaklaşımla açılan davaların geneli için usulden ret kararı verilir. Dolayısıyla, söz konusu olumsuzlukları yaşamamak adına sürecin başından itibaren avukatı desteği almak en isabetli yaklaşım olacaktır.

Tanıma Tenfiz Davası Masrafları

Tanıma tenfiz davası masrafları; dava harcı ve teminat olmak üzere temelde iki kalemden mürekkeptir. Tanıma veya tenfize tabi hükmün, belirli bir parasal değeri olması halinde söz konusu değer üzerinden nispi harç tutarı hesaplanır. Şayet hüküm, parasal bir değer ihtiva etmiyorsa bu noktada maktu harç söz konusu olacaktır. Teminat ise, davayı açan tarafın Türk vatandaşı olması halinde HMK hükümleri, davacının yabancı uyruklu olması halinde ise MÖHÜK hükümleri esas alınacaktır.

Tanıma tenfiz davasının yabancı uyruklu kişilerce açılması halinde teminat alınır. Fakat davacının Türk vatandaşı olması halinde teminat, somut olayın koşulları gözetilerek söz konusu olabilir yahut olmayabilir. Bu noktada yabancılar avukatından yardım almakta ve somut olayın avukat değerlendirmesine bırakılmasında yarar vardır.

Tanıma Tenfiz Davası Süresi

Tanıma tenfiz davası süresi, kanunen belirli bir zamana tabi kılınmamıştır. Zira somut olayın özelliklerine göre dava süresi kimi hallerde kısa bir zamanken kimi hallerde uzun bir zaman alır. Somut olayın özelliklerinin yanı sıra adli takvim, delillerin durumu, karara itiraz edilip edilmediği, ilamın niteliği ve taraflar gibi pek çok parametre de sürecin ne kadar zaman alacağına doğrudan etki eder.

Tanıma Tenfiz Davasının Sonuçları

Yabancı ülke mahkeme ilamı hakkında Türk mahkemeleri tarafından tanıma kararı verildiği takdirde, tanımaya konu edilen hüküm Türkiye’de geçerlilik kazanır. Artık bu hüküm, kesin delil ve kesin hüküm niteliklerini haiz olur. Tenfiz kararı da tıpkı tanıma kararında olduğu gibi kesin delil ve hüküm niteliği taşır. Fakat tenfiz kararının tanıma kararından farklı, tanımaya ilaveten bir de icra kabiliyeti kazanır. Bir başka ifade ile, tenfiz kararı sayesinde, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de icra edilebilmesi sağlanır.

Yorum Yap

Your email address will not be published.