Araziden yol geçmesi ve İdarece başka işgal Türleri Sebebiyle Tazminat istemesi

Hukuk sistemimizde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren, 1924 ve 1961 Anayasaları ile halen yürürlükte bulunan 1982 Anayasasında mülkiyet hakkı temel insan haklarından birisi olarak kabul edilmiştir.  Fakat Anayasanın 46. Maddesi’ne göre idare, kamu gücüne dayanarak tek yanlı idaresi ile özel kişilere ait taşınmaz malları edinebilmektedir. Buna kamulaştırma denilmektedir ve kamulaştırma, dayanağını anayasadan alan idarenin taşınmaz mal edinme usulüdür. Ancak kamulaştırma idarenin keyfi bir uygulaması olmayıp bir idari işlem olması sebebiyle nihai amaç olarak kamu yararı taşımalıdır. [1] Kamulaştırma, bireylerin mülkiyet hakkına idarece getirilen bir kısıtlama olup meşru olabilmesi için bir dizi usulün yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu prosedürler bireyin mülkiyet hakkı ve bundan beklediği yarar ile kamu yararı arasındaki menfaat dengesini dengede tutmayı amaçlamaktadır. İzlenmesi gereken bu prosedürler yerine getirilmeden idarece taşınmaza el konulduğunda kamulaştırmasız el atma gündeme gelecektir. Makalenin başlık kısmında da söz edildiği üzere kamulaştırma işlemi yapılmadan mülkiyetinizdeki araziden yol geçmesi, köprü yapılması, sulama kanalı geçmesi, elektrik direği yapılması gibi sair durumlarda vatandaşın elinde kamulaştırmasız el atma hükümlerine dayanan bazı hukuki imkanlar bulunmaktadır. Bu hukuki imkanlarla hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen idarenin fiili bertaraf edilebilecek ve/veya zararın tazmin edilebilmesi mümkün hale gelecektir.

            Öncelikli olarak taşınmazdan yol geçmesi gibi bir işgalin tespiti için Google’dan “parsel sorgu” yazarak “www.parselsorgu.tkgm.gov.tr” şeklindeki siteden sahip olduğunuz tapulu taşınmazların parsel numarasını girerek yolda kalan kısmının olup olmadığına bakabilirsiniz. Eğer arsadan yol geçiyor ise yol hangi idarenin görev alanında kalıyor ise o idareye karşı olarak hukuki çarelere başvurulması gerekmektedir. Şayet yol karayollarının sorumluluğunda olan bir yol ise, burada tazminat sorumlusu Karayolları Genel Müdürlüğü adına Maliye Hazinesi olacaktır. Yol belediyenin sorumluluk alanında olan bir yol ise, burada sorumluluk belediyeye ait olacaktır. Bahsedilen durumdan muzdarip olan vatandaş, zorunlu olmamakla birlikte dava yoluna başvurmanın evvelinde idareye başvurarak işgalin giderilmesini, kendisine bedelin ödenmesini veyahut zararın tazmini talebinde bulunabilmektedir. Bu durum dava şartı veya zorunluluk olmamakla birlikte bazı durumlarda uyuşmazlık ve mağduriyetin daha kolay giderilmesine olanak sağlayabilmektedir.

1956 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda kamu tüzel kişiliği tarafından kamulaştırılmaksızın taşınmaz malı yola çevrilen kimsenin, müdahalenin men’i davasını açmaya hakkı olduğu gibi dilerse mülkiyetin devri karşılığı taşınmaz malın karşılığını o kamu tüzel kişiliğinden dava edebileceğine hükmedilmiştir. [2] İşbu dava ile davacı, idarenin haksız tecavüzünün sona erdirilmesini talep etmektedir. Bu davanın açılabilmesi için dava konusu müdahalenin hala devam ediyor olması gerekmektedir. El koyma sona ermişse, varsa mevcut zararın tazmini talep edilebilmektedir. [3] Müdahalenin men’i davası ile amaçlanan kamulaştırmasız el koyulan taşınmazın; el koymadan önceki haline, adeta bu el koyma hiç yapılmamış haline getirilmesidir. Malik dilerse müdahalenin meni davası açmak yerine, el koyulan taşınmazın bedelini talep edebilir. Kamulaştırmasız el konulan taşınmazın üzerine kamu hizmetine yönelik olarak bina veya tesisat yapılması durumunda, müdahalenin meni kararının uygulamaya konulmasında hukuken bir sorun bulunmasa da bu karar uygulanırken sorunlar yaşanabilecektir. Bu sebeple kamulaştırmasız el koyma söz konusu olduğunda, malike müdahalenin men’i davası açmak yerine bedel davası açma hakkı tanınmıştır. [4] Bedel davası ile amaçlanan, müdahalenin men’i davasıyla taşınmazın el koymadan önceki hale getirilmesi bir dizi soruna sebep olacağı durumlarda malikin hakkının ihlalinin; mülkiyetin devri karşılığında taşınmazın dava tarihindeki değerini ödemek kaydıyla giderilmesidir. Bu davaların yanında kamulaştırmasız el atan idareye karşı ecri misil ve tazminat davaları da açılabilmektedir. Ecri misil tazminatı, malikin rızası alınmaksızın malın bir başkası tarafından işgal edilmesi halinde malike ödenmesi gereken haksız işgal tazminatıdır. Kamulaştırmasız el atmada ecri misil ise taşınmazı haksız olarak kullanan idarenin malike ödeyeceği haksız işgal tazminatıdır. Ecri misil dışındaki tazminat davası ise kamulaştırmasız el koyma nedeniyle bir zararın ortaya çıkması durumunda uğranılan zararın giderilmesi için açılacak tazminat davasıdır. Bu davanın kaynağı kamulaştırmasız el koyan idarenin fiili yol niteliğinde haksız eylemidir. Haksız fiilden doğan borç, Türk Borçlar Kanunu anlamında bir tazminat borcudur. [5]

Yorum Yap

Your email address will not be published.